İnternet, kendine özgü yapısından dolayı, sadece mevcut kitle iletişim araçlarından çıkan enformasyonun yayılmasına olanak veren bir araç olarak kalmamış aynı zamanda enformasyonun yeniden üretildiği ve yeni biçimlerde sunulduğu bir ortam haline gelmiştir.
İnternet gazeteciliği ile de iletişim alanına yeni kavramlar, yeni tanımlar, yeni boyutlar kazandırılmıştır. Ayrıca kitle iletişimi daha özgür, daha demokratik ve interaktif yapıya bürünmüştür. İnteraktif katılımcılığa artıran, katılımcı demokrasiyi oluşturan bu bağ, gitgide büyümektedir. Bu yeni teknolojide mesajın denetlenmesi , düzeltilmesi, alınması daha kolay olmuş ve geri besleme belki mesaj kadar önemli hale gelmiştir. Böyle bir medyanın herkesçe kullanılabilmesi, her yaşa hitap edebilmesi kullanımını ve gücünü arttırmıştır. Öyle ki web erişimi, doğrudan doğruya her vatandaşı bir muhabir yapmıştır.
Kendi internet sitelerini açanlar, cep telefonlarıyla bir olayı anında görüntüleyip internette yayınlayanlar gün geçtikçe çoğalmaktadır. Gelecekteki iyiye mi, yoksa kötüye mi gideceğini bilemediğimiz gazeteciliği, artık herkese malolmuş bir meslek olarak görmemiz gerekiyor.
Günümüzde internet teknolojisi, dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok kısa zamanda benimsenmiş ve birçok endüstri alanlarında bilgi ve iletişim aracı olarak kullanılmaya başlamıştır. Bugün kağıda basılı olarak yayımlanan gazeteler, çeşitli dağıtım zorluklarından dolayı ancak dar bölgelere erişebilmektedir. Buna karşılık internet üzerinden yayınlanan gazetelere dünyanın her yerinden anında erişmek mümkündür.
İnternet gazetelerinin diğer bir üstünlüğü ise, geleneksel gazetede, günlük haberler bir gğn sonra bazen de iki gün sonra okuyucunun önüne geliyor. İnternet gazeteciliği ise haberi sıcak takip ediyor. Günün haberlerini aynı gün okuyabiliyoruz. Bunun yanında ücretsiz olması, yerel değil tüm dünyada izlenebilir olması, spor, siyaset ve yaşam gibi istenilen alanda tarama özelliğinin bulunması özellikle ülkemiz yazılı gazeteleri karşısında fazlaca bir üstünlük sağladığı söylenemez. Bunda internetle ilgili fiziki şartların yanı sıra haber portallarının içerik sunumları, kurumsallaşamayışları, aynı kaynaklardan beslenmeleri, denetimsiz olmaları, güvenirsizlikleri ile toplumun kültürel, ekonomik, ve eğitim bağlamında interneti algılayış biçimleri gibi bir çok sorun yatmaktadır.
İnternet yayıncılığının avantaj ve dezavantajlarına rağmen dünyada gazetenin durumu ve geleceği konusunda yapılan araştırmalar gazetenin yeni iletişim ortamına ayak uydurmak için rol değştirmesi sürecinin başladığını göstermektedir.
Gazetenin sıcak haber verme üstünlüğü radyo, televizyon ve internete kaptırmasıyla, gazeteler artık okur adına haber seçme işlevini yavaş yavaş bırakmak zorunda kaldı. Tirajların artmadığı, yeni gazetelerin çıkmadığı, gazete alan ev oranının düştüğü, gençlerin gazete okumadığı, yeni medyanın gazetelerin ekonomik tabanına kemirdiği günümüzde, gazetenin yeni işlevi, enformasyon seline uğramış dünyada artık güvenilir bir rehber olmaktır.
Değişen teknoloji, yaşam tarzları, ekonomik olgular karşısında tüm cephelerde gerileyen gazeteler bazı gözlemcilere göre uzun bir süre daha dağıtılmaya ve para kazanmaya devam edecekler ama hiçbir zaman eski egemenliklerini kuramayacaklar. Ancak, güvenilir gazetecilik başlıca can simitleri olacak.
Kısacası fiziksel sınırların ve kısıtlıkların kalktığı böyle bir zeminin imkanlarından faydalanarak farklı bir gazeteciliğe varmaktan başka seçenek görünmemektedir.
KAYNAKLAR
Aköz, Emre (2005). “İnternet gazeteciliği diye bir şey var mı?”
www.haberturk.com
ATABEK, Ümit (2003). “Yeni İletişim Teknolojileri ve Yerel Medya İçin Olanaklar”,
Yeni İletişim Teknolojileri ve Medya, IPS İletişim Vakfı Yayınları,
İstanbul
AYAN, Serhat (2003). “Bir Başka Tür Gazetecilik” , http://www.turk.internet.com
DİLMEN, Nemci Emel (2005). “Yönetenler Açısından Türkiye’deki İnternet Gazeteleri ve Haber Portalları Üzerine Bir Değerlendirme”. İstanbul Üniversitesi
İletişim Fakültesi Dergisi, Sayı :22
GERAY, Haluk (1996). “Yeni İletişim Teknolojilerinde Eğilimler: İnternet GII ve Türkiye”, Yeni Türkiye Medya Özel Sayısı 1, Ankara
11 Nisan 2009 Cumartesi
3 Nisan 2009 Cuma
Tuzla'da Renault Show
Norveç’te başlangıç serüvenini gerçekleştiren Renault Trucks Cape To Cape ekibi ikinci etabını İstanbul’da gerçekleştirerek 30.000 km’lik yolun Türkiye güzergahında Tuzla’da basın mensuplarıyla ve müşterileriyle bir araya geldi.
Bundan önceki ülkelerde yaşanan zorluklara rağmen Türkiye’ye gelmiş olduklarına memnun kalan Cape To Cape ekibinin yöneticilerinden Elsie De Nys, özellikle Rusya ve Ukrayna’daki giriş-çıkışların 16 saat’i bulduğuna dikkat çekerek Türkiye’de böyle bir durumun söz konusu olmadığı için İstanbul etabının güzel geçtiğini sözlerine ekledi.
Autodrom Parkur’da basın toplantısında bir konuşma yapan Renault Trucks Cape To Cape kafilesinin Türkiye Genel Müdürü Gino Costa:”Renault Trucks, Fransa’daki fabrikasında uygulanan aynı sistmem ve süreç ile artık Bursa’daki fabrikasında araçlarını üretmeye başlamıştır. Üretilen araçlar aynı kalitede hatta Türk iş gücünün sahip olduğu uzmanlık ve tutku ile artı bir değerle üretilmektedir.” Dedi. Konuşmasına devam eden Costa Türkiye’deki ilk 10 yılımızdan sonra Renault Trucks, Türkiye’nin endüstriyel ve ekonomik çevrelerinde artık derin ve kalıcı kökler salmakla böylelikle Türkiye’nin gelişimine katkıda bulunmakta ve onunla birlikte büyümektedir.
Sözlerini,Kamyon mühendisliği ve üretiminde sahip olduğumuz yüz yıllık deneyimin değerini, en kalifiye ve coşkulu iş ortağımızı bulduğumuz Türk otomotiv endüstrisinin sunduğu profesyonellik ve dinamizm ile başarılı bir şekilde birleştirdik.” Şeklinde devam eden Cape To Cape Genel Müdürü Gino Costa, müşterilerimizle her gün omuz omuza çalışan, yetkin Türk girişimcilerinden oluşmuş bayi teşkilatımız, müşterilerimizin ihtiyaçlarını en iyi şekilde tespit etmektedirler. Bayilerimiz, son derece özverili ve kalifiye personelleri ile tüm müşterilerimizin ürün ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamakta ve bu ihtiyaçları önceden tahmin etmektedirler.” diye sürdürdü.
Costa “enault Trucks 2009 senesinde bir yandan Türkiye’de büyümeye karar verirken öte yandan dünyada Kuzey Kutbu’ndan Güney Kutbu’na doğru 30.000 km’lik serüven ile dinamik ve öncü ruhunu tüm dünyaya bir kere daha göstermektedir.” Dedi.
Cape to Cape serüveni, 2005 yılına damgasını vuran İpek Yolu seyahatiyle aynı çizgidedir. Bir efsane sayılan bu güzergâh geçmiş zamanlarda kültürleri birbirine bağlamış ve sınırların ötesine geçen geleneklere dâhil olmuştur.
Renault Trucks, verimlilik, yenilikçilik ve kardeşlik değerlerini yansıtmak için bu serüvene girişmiştir diyerek sözlerine noktayı koydu. Gino’dan sonra konuşma yapan Cape to cape ekibinin yöneticilerinden Pierre Alain Brendel, 1960’larda bu organizasyona benzer bir macerayı gerçekleştirdiklerini ve bu tür yeni serüvenlerin kendileri için yeni olmadığını alışkın olduklarını ve önemine değinerek 2009 senesinin kendileri için bir teknik macera bir olduğuna değindi.
Brendel konuşmasına Avrupa kıtasının kuzey ucundan başlayarak konvoy ve beraberindekiler Norveç ve Rusya arasındaki sınıra ulaştıklarından sonra Murmansk, Saint-Petersburg, Moskova ve Voronezh şehirlerinden geçen konvoy Ukrayna’ya doğru ilerlediğini ve bu aşamada konvoyun gece gündüz aşırı kış şartları altında karla, kara buzla sisle ve -30 hava sıcaklığıyla mücadele ettiklerinin altını çizdi.
30.000 km’lik güzergah hakkında bilgi veren Pierre Alain Brendel şimdiye kadar 4.000 km yol kat ettiklerini ve ardından Suriye ve Ürdün’e doğru harekat edeceklerini sözlerine ilave etti.
Brendel’den sonra tekrar söz alan Elsie,” Nairobi’de kafilede 5 ekimiz var ve 3 ekip daha gelecek. Farklı iklimlerden farklı insanlar görmek gerçekten çok güzel olduğunu ve Cape To Cape’in bir ticari macera olduğunu istemiştik. Global krizde etkilenmemek için özellikle değişik organizasyonlar yaptıklarını ve yaklaşık 12 farklı organizasyonla ilgilendiklerini belirterek İstanbul’da kalıcı imajlar bırakmak açısından böyle bir hedeflerinin olduğunu vurguladı.
Başımızdan geçen macelaraları; fotoğraflar ve videolar aracılığıyla sitemizde bulabileceğimizi belirten Gino, gazetecilerin sorularını cevaplayıp toplantıyı noktaladı.
Toplantının ardından, Bulgaristan'dan Türkiye'ye giren Cape to Cape kafilesi Autodrom Tuzla'da hazırlanan özel olarak düzenlenmiş parkurda yapılan test sürüşlerinde en son teknolojiye sahip Euro 4 standartlarında 6 adet Renault Trucks Kerax ve 6 adet Sherpa'nın off-road kabiliyetlerini sergiledi. Basın mensupları da test sürüşüne katıldı.
Bundan önceki ülkelerde yaşanan zorluklara rağmen Türkiye’ye gelmiş olduklarına memnun kalan Cape To Cape ekibinin yöneticilerinden Elsie De Nys, özellikle Rusya ve Ukrayna’daki giriş-çıkışların 16 saat’i bulduğuna dikkat çekerek Türkiye’de böyle bir durumun söz konusu olmadığı için İstanbul etabının güzel geçtiğini sözlerine ekledi.
Autodrom Parkur’da basın toplantısında bir konuşma yapan Renault Trucks Cape To Cape kafilesinin Türkiye Genel Müdürü Gino Costa:”Renault Trucks, Fransa’daki fabrikasında uygulanan aynı sistmem ve süreç ile artık Bursa’daki fabrikasında araçlarını üretmeye başlamıştır. Üretilen araçlar aynı kalitede hatta Türk iş gücünün sahip olduğu uzmanlık ve tutku ile artı bir değerle üretilmektedir.” Dedi. Konuşmasına devam eden Costa Türkiye’deki ilk 10 yılımızdan sonra Renault Trucks, Türkiye’nin endüstriyel ve ekonomik çevrelerinde artık derin ve kalıcı kökler salmakla böylelikle Türkiye’nin gelişimine katkıda bulunmakta ve onunla birlikte büyümektedir.
Sözlerini,Kamyon mühendisliği ve üretiminde sahip olduğumuz yüz yıllık deneyimin değerini, en kalifiye ve coşkulu iş ortağımızı bulduğumuz Türk otomotiv endüstrisinin sunduğu profesyonellik ve dinamizm ile başarılı bir şekilde birleştirdik.” Şeklinde devam eden Cape To Cape Genel Müdürü Gino Costa, müşterilerimizle her gün omuz omuza çalışan, yetkin Türk girişimcilerinden oluşmuş bayi teşkilatımız, müşterilerimizin ihtiyaçlarını en iyi şekilde tespit etmektedirler. Bayilerimiz, son derece özverili ve kalifiye personelleri ile tüm müşterilerimizin ürün ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamakta ve bu ihtiyaçları önceden tahmin etmektedirler.” diye sürdürdü.
Costa “enault Trucks 2009 senesinde bir yandan Türkiye’de büyümeye karar verirken öte yandan dünyada Kuzey Kutbu’ndan Güney Kutbu’na doğru 30.000 km’lik serüven ile dinamik ve öncü ruhunu tüm dünyaya bir kere daha göstermektedir.” Dedi.
Cape to Cape serüveni, 2005 yılına damgasını vuran İpek Yolu seyahatiyle aynı çizgidedir. Bir efsane sayılan bu güzergâh geçmiş zamanlarda kültürleri birbirine bağlamış ve sınırların ötesine geçen geleneklere dâhil olmuştur.
Renault Trucks, verimlilik, yenilikçilik ve kardeşlik değerlerini yansıtmak için bu serüvene girişmiştir diyerek sözlerine noktayı koydu. Gino’dan sonra konuşma yapan Cape to cape ekibinin yöneticilerinden Pierre Alain Brendel, 1960’larda bu organizasyona benzer bir macerayı gerçekleştirdiklerini ve bu tür yeni serüvenlerin kendileri için yeni olmadığını alışkın olduklarını ve önemine değinerek 2009 senesinin kendileri için bir teknik macera bir olduğuna değindi.
Brendel konuşmasına Avrupa kıtasının kuzey ucundan başlayarak konvoy ve beraberindekiler Norveç ve Rusya arasındaki sınıra ulaştıklarından sonra Murmansk, Saint-Petersburg, Moskova ve Voronezh şehirlerinden geçen konvoy Ukrayna’ya doğru ilerlediğini ve bu aşamada konvoyun gece gündüz aşırı kış şartları altında karla, kara buzla sisle ve -30 hava sıcaklığıyla mücadele ettiklerinin altını çizdi.
30.000 km’lik güzergah hakkında bilgi veren Pierre Alain Brendel şimdiye kadar 4.000 km yol kat ettiklerini ve ardından Suriye ve Ürdün’e doğru harekat edeceklerini sözlerine ilave etti.
Brendel’den sonra tekrar söz alan Elsie,” Nairobi’de kafilede 5 ekimiz var ve 3 ekip daha gelecek. Farklı iklimlerden farklı insanlar görmek gerçekten çok güzel olduğunu ve Cape To Cape’in bir ticari macera olduğunu istemiştik. Global krizde etkilenmemek için özellikle değişik organizasyonlar yaptıklarını ve yaklaşık 12 farklı organizasyonla ilgilendiklerini belirterek İstanbul’da kalıcı imajlar bırakmak açısından böyle bir hedeflerinin olduğunu vurguladı.
Başımızdan geçen macelaraları; fotoğraflar ve videolar aracılığıyla sitemizde bulabileceğimizi belirten Gino, gazetecilerin sorularını cevaplayıp toplantıyı noktaladı.
Toplantının ardından, Bulgaristan'dan Türkiye'ye giren Cape to Cape kafilesi Autodrom Tuzla'da hazırlanan özel olarak düzenlenmiş parkurda yapılan test sürüşlerinde en son teknolojiye sahip Euro 4 standartlarında 6 adet Renault Trucks Kerax ve 6 adet Sherpa'nın off-road kabiliyetlerini sergiledi. Basın mensupları da test sürüşüne katıldı.
11 Mart 2009 Çarşamba
METROBÜS ANADOLU YAKASINDA
İstanbul’da, Avcılar-Zincirlikuyu metrobüs hattından sonra Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme metrobüs hattı, açılış törenine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla geçtiğimiz günlerde hizmete girdi.
Yapımı yaklaşık 150 günde biten bu yeni hatla beraber metrobüs 41 kilometreye 63 dakikada varılabilecek dense de zaman zaman aksaklıklar yaşanıp bu süre bazen 70 dakikayı geçebiliyor.
Daha ilk günden itibaren halkın yoğun ilgi gösterdiği Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme metrobüs hattından günde ortalama 300.000 yolcu faydalanabilecek. Bu rakamla beraber bir takım sorunların da yaşanabilme ihtimali halkın rahatsız olmasına sebep olabilmektedir. Hatlarda yeteri kadar metrobüs bulunmasına rağmen hattaki bazı düzenlemelerin yetişmemesi üzerine akşam trafiğinde evlerine ulaşmak isteyen vatandaşların tepkisine neden oluyor.
Oturma imkanı bulamayan vatandaşların en çok şikayetçi oldukları nokta ise metrobüs içindeki sıkışıklık ve bunun sonucunda itiş kalkışlarla başlayıp tehditlerden kavgaya dönüşen durumlar.
Metrobüste yaşanan bu sıkıntılara rağmen halk genel olarak yapılan yeni hattan oldukça memnun görünüyor. Sorduğumuz çoğu kişinin bu konudaki görüşü; artık şahsi arabasını kullanmayıp metrobüsü tercih ettiğinden benzine verdiği paradan ,otoparka ödediği ücretten ve saatlerce trafikte kaldığı durumlardan kurtulması dolayısıyla daha rahat bir imkana kavuşması oldu.
Yapımı yaklaşık 150 günde biten bu yeni hatla beraber metrobüs 41 kilometreye 63 dakikada varılabilecek dense de zaman zaman aksaklıklar yaşanıp bu süre bazen 70 dakikayı geçebiliyor.
Daha ilk günden itibaren halkın yoğun ilgi gösterdiği Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme metrobüs hattından günde ortalama 300.000 yolcu faydalanabilecek. Bu rakamla beraber bir takım sorunların da yaşanabilme ihtimali halkın rahatsız olmasına sebep olabilmektedir. Hatlarda yeteri kadar metrobüs bulunmasına rağmen hattaki bazı düzenlemelerin yetişmemesi üzerine akşam trafiğinde evlerine ulaşmak isteyen vatandaşların tepkisine neden oluyor.
Oturma imkanı bulamayan vatandaşların en çok şikayetçi oldukları nokta ise metrobüs içindeki sıkışıklık ve bunun sonucunda itiş kalkışlarla başlayıp tehditlerden kavgaya dönüşen durumlar.
Metrobüste yaşanan bu sıkıntılara rağmen halk genel olarak yapılan yeni hattan oldukça memnun görünüyor. Sorduğumuz çoğu kişinin bu konudaki görüşü; artık şahsi arabasını kullanmayıp metrobüsü tercih ettiğinden benzine verdiği paradan ,otoparka ödediği ücretten ve saatlerce trafikte kaldığı durumlardan kurtulması dolayısıyla daha rahat bir imkana kavuşması oldu.
Etiketler:
Hakkı Akgül,
metrobüs,
söğütlüçeşme,
zincirlikuyu
17 Ocak 2009 Cumartesi
... Ve Hakkı Blogger'da
Atilla Bilgili tavsiyesi ile bu günden (17.01.2009) itibaren blogger'le tanışma fırsatım oldu. Çeşitli konularda (siyasi,edebi,kültürel,sosyal ...) daha önceki tebrübelerime dayanarak sizinle paylaşmayı ümit ediyorum.
Blogger gibi güzel bir ortamda bilgi alış verişi yapıp ortamı germeden birbirimizin siyasi ve ideolojik fikirlerimize karşı anlayışlı olursak ne mutlu bize. Burda temel amacımız bir nevi en dürüst en doğal ve en gerçekçi gördüğümüz olayları birbirimize anlatıp paylaşarak bilgi sahibi olabilmektir.
Marmara İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü
HAKKI AKGÜL
Blogger gibi güzel bir ortamda bilgi alış verişi yapıp ortamı germeden birbirimizin siyasi ve ideolojik fikirlerimize karşı anlayışlı olursak ne mutlu bize. Burda temel amacımız bir nevi en dürüst en doğal ve en gerçekçi gördüğümüz olayları birbirimize anlatıp paylaşarak bilgi sahibi olabilmektir.
Marmara İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü
HAKKI AKGÜL
Etiketler:
Atilla Bilgili,
Blogger,
gazetecilik,
Hakkı Akgül
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)