Bosna Hersek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bosna Hersek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ekim 2014 Cumartesi

Eyüplüler Bilge Kral Aliya’yı Ayakta Alkışladı

 
Eyüp Kültür Sanat Merkezi’ndeki tiyatro gösterileri ilgiyle izlenmeye devam ediyor.
 
Bosna Hersek’in Bilge Kralı Aliya’nın hayatını anlatan tiyatro gösterisine, Dünya Balkan Dernekleri Genel Başkanı Recep Varol, Üsküp Brezalılar Derneği Başkanı Fahri Badem, Tüm Balkan Stratejik ve Araştırmalar Derneği’nden Ümit Ateşer, Balkan ve Dostları Derneği Başkanı Ulaş Şentürk, İstanbullular Manastırlılar Derneği Başkanvekili Serdar Varol katıldı. 
 
Bilge Kral - Aliya oyunu, kanlı Bosna Savaşı'na ve Müslüman katliamına tanıklık ederek,  Aliya'nın İslami ve entelektüel kimliğini gözler önüne seriyor.
1935'ten 2003'e geniş bir zaman ölçeğinde geçen oyun, bir yakın tarih okuması olarak da nitelendiriliyor. Derin bir emeğin, titiz bir dramaturjik çalışmanın ve sahnelemenin kullanıldığı Bilge Kral - Aliya oyunu; tüm insanları sevmeye çalışan bu unutulmaz lidere yakışır bir şekilde evrensele giden bir çizgide sahnelendi.
Antrakt Prodüksiyon'un yapımını üstlendiği; Elçin Gürler tarafından kaleme alınıp rejisini Volkan Sarıöz'ün gerçekleştirdiği oyunda, Akın Aydın, Sadettin Kanpalta, Tuna Gürcoşkun, Tuncay Tarhan, Metin Taşyağan, Yiğit Çelebi rol aldı.
Seyircilerin ayakta alkışladığı Bilge Kral-Aliya oyununun başrol oyuncusu Sadettin Kanpalta, Avrupa’nın Bosna’yı yalnız bıraktığı bir anda Aliya'nın 21. Yüzyıl’a  seslenerek fikirleri ve duruşuyla Müslümanların sesi olduğunu söyledi.
 
Mahkeme salonunda ‘Ben Müslümanım ve Müslüman olarak kalmaya devam edeceğim. Çünkü İslam benim için iyi ve asil olmanın en doğru ifadesidir’ diyen Aliya’nın Avrupalı Müslümanlara çığır açtığını kaydeden Kanpalta oyunda, savaşın acımasızlığı ve Aliya’nın insani yönünü ön plana çıkartmak istediklerini söyledi. Kanpalta, sözlerini şöyle sürdürdü: “75 dakikada 80 yıllık bir hayatı, Bosna’yı ve Srebrenica katliamını anlatmaya çalıştık. Aliya’nın acılarına kimse dikkat çekmemişti. Ailesiyle mektuplaşmaları, özlemi, halkı ve ordusu için çektiği sıkıntılarına değinmemiz gerekiyordu.” 
 
Oyunu izleyenler arasında olan, Aliya’nın kapı komşusu 73 yaşındaki Abdurrahman İsanoviç geçmiş günleri hatırladığını ve çok duygulandığını söyledi. İsanoviç “ Türkiye o zamanlar bize çok yardım etti. Savaş sırasında ben de ülkeme yardım götürüp geliyordum. Bilge Aliya,  halkımızın hakkını aramak için Avrupa turlarına çıktığı zaman eşi ve çocuklarının yanına sık sık uğrardım. O her gittiğinde Eşi Halida Hanım bir şey olacak diye ardından çok ağlardı. İnşallah şimdi huzur içinde yatıyorlardır” dedi. 
 
Gösterinin soyunda seyirciler oyuncuları ayakta alkışladı ve yanlarına gidip onlarla sohbet ettiler.

27 Mayıs 2014 Salı

Üç aylarda inanç turizmin gözdesi Eyüp Sultan




Kamerî takvimin Recep, Şaban ve Ramazan ayları, İslam coğrafyasında kutlu zaman dilimi olarak değerlendiriliyor. Müslümanların manevi olarak değerlendirdiği bu aylarda inanç turizmin de gelişmesine vesile oluyor. Türkiye’de inanç turizmin gözde mekânlarından İstanbul’daki Eyüp Sultan Camii, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline geldi. Sahabeyi ikram efendilerimizden Ebu Eyyûb El-ensarî Hazretleri’nin kabrinin de bulunduğu Eyüp Camii, manevi atmosferiyle gelen ziyaretçileri etkiliyor. Sabah namazlarında camiinin avlusu dolup taşarken, gün içerisinde kutsal mekanların ziyaretçilerinin normal aylara göre daha fazla olduğu söyleniyor. 
 
Üç aylar, mü’minlerin hayatındaki  dikkat etmeleri gereken en önemli manevî mevsimlerdir. Zira bu mevsim, Allah Rasulü’nün (sas) hayatında çok önemliydi. Bu faziletli vakitler, yıl içerisinde eksilen maneviyatı artırmak için de bir fırsat. Cenab-ı Hakk’ın emirlerine uyma sürecini ifade eden 3 aylar boyunca, O’nun (cc) rızası için verilen sadakalar, kılınan nafile namazlar, tutulan oruçlar bir Müslüman için en büyük hazinedir. Bu mübarek ayları iyi değerlendirmek isteyen insanlar daha fazla ibadet etmek için özellikle camileri tercih ediyor.
Regaip, Berat, Kadir ve Miraç gibi mübarek geceleri de içinde barındıran üç aylarda Müslümanlar İstanbul’daki  Hırka-i Şerif, Sümbülefendi, Eyüpsultan,Süleymaniye gibi camiler kandil gecelerinde en fazla ziyaret edilen arasında yer alır.

 Bu mekanların  başında akla ilk gelen de şüphesiz Eyüp Sultan Cami’dir. Dünyanın dört bir yanından İstanbul’a gelen turistlerin yanı sıra Türkiye’nin bir çok şehrinden gelen vatandaşlar, Efendimiz ’in manevi iklimini buralara adeta nakşetmiş durumda. Sahabe efendilerimizden Eyüb El-ensari Hazretlerinin türbesinin de bulunduğu  Eyüp Camii ve çevresini tıklım tıklım dolduruyor. Ramazan ayında farz olan orucu üç aylarda da sünnet olarak tutan vatandaşlar bir yandan iftar saatini beklerken diğer yandan da vakitlerini dua etmekle geçiriyor.

Feshane’den Eyüp Cami’ne uzanan Haliç kordonunu dolduran, Fas,Mısır,Libya,Cezayir ve Tunus gibi bir çok arap ülkesinden gelenler dikkat çekerken, Bosna Hersek, Arnavutluk ve Kosova gibi Balkan ülkelerinden  Boşnakların yoğunluğu da gözlerden kaçmıyor.

Onlardan birisi de Bosna Hersek’ten İstanbul’a tatile gelen Edis Besiç ve eşi Ezma Besiç. Edis Besiç özellikle hafta sonları tıklım tıklım dolan Eyüp’teki kalabalığın bayram havası oluşturduğunu söylerken,” Burada manevi bir ortam var, anlatmakta güçlük çekiyorum, ne zaman gelsem buraya çok mutlu oluyorum, insanlar çok sıcak, birbirlerine yardımcı oluyorlar, pide ve lahmacunlar çok güzel.” şeklinde memnuniyetini ifade ediyor. Ezma Besiç ise Türkiye’yi sevdiğini ve buradaki huzur ortamının tarif edilemez olduğunun altını çiziyor.

Suriye’deki savaş yüzünden Türkiye’ye ailesiyle birlikte gelen Ahmed Silo, Eyüp Sultan’da üç ayların atmosferinden etkilendiğini belirtti. Silo, özellikle bu aylarda daha fazla Kuran-ı Kerim okuduğunu ve vaktinin çocuğunu camide ibadet etmekle geçirdiğine değinip,”Burada hepimiz kardeşiz, huzurlu bir ortam, kimse sana karışmıyor, kimliğimi soran da yok. Ailemle Eyüp’te yaşamaktan mutluyuz.” şeklinde konuştu.İlçe sakinleri de özellikle hafta sonları Eyüp Sultan ve çevresinin insanlarla dolup taşıdığını ve bunu bereket olarak gördüklerini dile getiriyor.
Üç aylarda zaman uhrevî renklerle tüllenir

Fethullah Gülen Hocaefendi, bu kutlu zaman dilimlerini şu şekilde anlatıyor: “Bu aylarda gönül dünyalarına yönelen insanlar, iman ve iz’anlarından fışkıran ışıklarla eşyanın perde arkasını süze süze, duygularıyla, içinde ebedî bir ömür sürecekleri firdevslere uyanmış ve ulaşmış gibi olurlar. Onlar için bu aylardaki günler, geceler, hatta saatler ve dakikalar âdeta bir başka büyüyle gelir-geçer; gelip geçerken de derecesine göre herkese mutlaka bir şeyler fısıldar. Bu aylarda zaman hep uhrevî renklerle tüllenir.”